15-19 Eylül 2009 tarihleri arasında yapacağımız Yunan Adaları turumuz için gemiye binmek üzere 2 gün öncesinden Kuşadası'na doğru pazar sabahı saat 6:00 da yola çıkıyoruz ve Eskihisar’dan feribotla Topçular’a geçip Bursa üzerinden Manisa yoluna giriyoruz. Amacımız Akhisar’da köfte yemek ama saat erken olduğundan Foça’ya gitmeye karar veriyoruz. Eski Foça’ya gidip Taner’den aldığımız tavsiyeler doğrultusunda Celep isimli balıkçı lokantasına gidiyor ve balıklarımızı söylüyoruz. Foça'dan bir iki görüntü.

 

 
Yemek sonrası tatlılarımızı yiyip Foça manzarası eşliğinde kahvelerimizi içiyor ve tekrar yola koyuluyoruz. Cem ve ailesi Torbalı’da kalacaklar akraba ziyareti için. Biz Kuşadası’na devam ediyoruz. Daha önce hiç gitmemiştim (çok şey kaçırmamışım). Şöyle bir sahile doğru inelim, otel bulalım diye düşünüyoruz. İlk gördüğümüz otele girip (İlayda otel) yer olup olmadığını ve fiyatını soruyorum. Oda+kahvaltı için 140 TL diyorlar ama ısrarla odayı görmemi istiyorlar. Haklılar, nefis bir oda, limanı görüyor, eski tecrübelerimizden dolayı başka hiçbir yere bakmadan otele yerleşiyoruz. Oda manzaramız şöyle:

 

O gece Kuşadası merkezini falan geziyoruz.

Ertesi gün Şirince’ye gidiyoruz. Şirince çok güzel bir köy, Selçuk’tan 8 km uzakta. Şirince için ayrı bir gezi yazısı yazmak daha doğru olacak. Öğleden sonra Kadınlar Plajına gidip denize giriyoruz. Nihayet Salı günü saat 8:30 da Cem’lerle buluşup gemiye biniyoruz.

 1.gün 15.09.2009

 Patmos 

Kuşadası’ndan gemiye bindik. Kabinlerimizin küçük olduğunu duymuştuk, beklentilerimiz çok büyük olmayınca bize hiç de fena gelmedi.

 
Biz sığmakta zorlansak ve eşyalarımız darmadağınık olsa da gemi personeli gelip bizden çok daha uygun bir şekilde topluyordu. Hatta havlularımızı falan gayet güzel şekillerde katlıyorlardı. 

 
Rehberimiz Aytunç saat 11:30 da bizlere acil durum ile ilgili bir brifing verdi. Can yeleklerinin kullanımı, filikalara binme vesaire.
Gemi saat 12:00 de hareket etti. İlk önce Samos adası ile Dilek yarımadası arasından (Samos boğazı veya Mikali boğazı) geçtik. Samos adası Pisagor’un doğduğu ada. Ayrıca 12 ada içinde en büyüklerinden ve Türkiye ile Yunanistan’ın en yakın olduğu nokta.
Yol boyunca birçok yelkenli tekne gördük.

 

 bizimkinden çok daha büyük gemiler de gördük tabi ki.

'Yunan dansı dersi başlamak üzeredir' anonsunu duyunca Cem'le birlikte katılmaya karar veriyoruz. Boş oturmaktan iyidir... 
Aslında Patmos’ta saat 16:30 da olacağımız yazılıydı elimizdeki dokümanlarda. Ancak hızlı kaptanımız bizi 1 saat önce getirdi. Adada yaklaşık 2500 kişi yaşıyor, sokaklar tertemiz, beyaz badanalı evler çok güzel görünüyor.

 

 
Rivayete göre İsa’nın 12 havarisinden biri olan St. Jean’ın tepedeki bir mağarada yaşadığına ve MS 95 yılında öğrencisi Prochoros’a vahiy metnini yazdırdığına inanılıyor. Bu sebeple ada hristiyanlar için bir hac merkezi olmuş.  1088 yılında da adanın bu en yüksek tepesine St.Jean manastırı inşa edilmiş.

 
Denizi çok güzel, limanın hemen yanında olmasına rağmen pırıl pırıl bir denize giriyoruz.

 
Deniz sonrası yoğurtlu dondurmasını tadıyoruz, çok güzel.  Saat 20:00 gibi gemiye dönüyoruz. Akşam yemeğine geçiyoruz, açık büfe. Çay, kahve ve su dışında ki içecekler ücretli (bir fikir vermesi açısından bira 4, yarım litre şişe kola 4, büyük şişe şarap 18-30 euro). Yemekler fena değil. Yemekten sonra Yunan gecesi başlıyor. Bir süre sonra da sirtaki çalıyor. Öğretmenimiz bizi piste çıkarıyor. Cem ve ben kıvırıyoruz bu işi. 

23:00 gibi kamaralara çekilip yatıyoruz. Sabah 7:30’da Rodos’ta olacağız. Rehberimiz saat 8:30’da yürüyüş turuna başlayacağımızı söyledi.
 

2.gün 16.09.2009

 Rodos

 Sabah tam saatinde Rodos’a yanaştı gemi.

Kahvaltıdan sonra saat 8:30’da Rodos eski şehrine doğru yürümeye başladık. Şehri çevreleyen sur kapılarının birinden içeri girdik.

 İyi korunmuş ve iyi restore edilmiş bir görünümü var.


Sıra sıra dizilmiş turistik eşya dükkanlarıyla dolu caddelerden geçiyoruz ve Osmanlı döneminden kalma bir camiye geliyoruz. Süleymaniye cami şehrin en önemli caddesi olan Sokrates caddesinin sonunda yer alıyor. Cami ibadete de ziyarete de açık değil

Tam karşısında da Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi var. Bu arada Rodos’ta yaklaşık 3000 kişilik Türk nüfusu olduğunu öğreniyoruz.

 yürümekten yorgun düşmüşler

 Devam ediyoruz. Önce saat kulesinden geçiyoruz sonra da Şövalyeler Sarayı’na geliyoruz.

 

 

Rodos 1309 yılında Hospitalier Şovalyeleri tarafından fethedilmiş  ve Rodos Şovalyeleri ismiyle şehri yeniden inşa etmişler. Şovalyeler sarayı ve sokağı o dönemi yansıtıyor.


 

 

 İki güzel şövalyeler sokağında.... solda da iki şövalye fotoğraf çekiyor ....

 Şövalyeler sokağının sonunda ki meydan

 
Dönemin Fransız ve İspanyol şovalyelerinin evleri şimdilerde aynı ülkelerin elçilikleri olarak kullanılıyor. İspanya

 Şehir surlarının bir başka kapısından çıkıp deniz kenarından yeni Rodos şehrine doğru ilerliyoruz.

 Sağımızda Rodos limanı bulunuyor. MÖ 280 yılında Dor’lar tarafından yapılıp MÖ 223 yılında bir depremde yıkılan dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen ve güneş tanrısı Helios adına yapılmış Rodos heykelinin (Colossus) ayakları işte bu limanın girişinde bulunuyormuş ve gemiler heykelin ayakları arasından geçiyormuş. Şimdi ise sütunlardan birinin üstünde bir geyik heykeli var.

 Yürümeye devam ediyoruz. Tren şeklindeki şehir içi tur aracına biniyoruz (kişi başı 8 euro çocuklar 4). Tur süresince önce şehir surları boyunca ilerliyoruz. Sonra tepelere doğru gidiyoruz. Önce antik dönemlerin stadyumunu sonra da Akropolis’i geçiyoruz.

Sempatik şoförümüz Akropolis’in ‘şehrin en yüksek tepesi’ demek olduğunu söylüyor. Sonra da şehrin diğer yakasından sahil boyunca ilerleyip başladığımız yere varıyoruz. Yol boyunca gördüğümüz denizin görüntüsü çok güzeldi ancak biz bu kez denize girmek istemiyoruz. Taksi ile gemiye dönüyoruz (5euro). Taksinin içindeki fiyat tarifesinde bir madde dikkatimi çekiyor:' yolcu arabaya kusarsa 50 euro.'

Gemide öğle yemeği öncesi çocuklar havuza giriyor.

 
Öğleden sonra 16:00 da tekrar eski şehre gidiyor ve ara sokakları keşfe çıkıyoruz.

 

 

Saat 19:00 da gemiye dönüyoruz ve 20:00 de gemi hareket ediyor. Rodos akşam böyle görünüyor.

 

Akşam yemeği sonrası hiçbirimizin Latin gecesine kalmaya hali yok. Saat 22:00 gibi yatıyoruz, gemi de çok iyi sallıyor doğrusu. Yarın iki adayı birden göreceğiz.

 

Erkan Ağırbaş