2010 Temmuzunda motosikletle yaptığımız Almanya İtalya Avusturya Alplerini içeren Alp turu ardından o bölgeye farklı konseptle ailece gitmek fikri enteresan gelmişti ve 3-4 ay önceden millerle biletleri ayarlamıştık bile.

Hedef Stuttgart’dan başlayıp Münih’de bitecek bir ringdi. Baysallı ailesi ile beraber rotaları geliştirdik. Son durumda 6 ülkeyi kapsayan ve 2.000 km üzerindeki yolu, hedeflediğimiz yerlere zaman ayırarak 7 gün içinde yapmayı istedik, hava ve yol durumuna göre değişiklik haklarımız bakiydi. Hedef böyleydi, buna karşılık gezi bittiğinde sonuç 5 ülke ve 2.000 km olarak ortaya çıktı ve yapılan ana rota aşağıdaki şekilde oluştu:

 

 

İlk üç günü çok kısa bir Fransa girişi haricinde Almanya güneybatı sınırlarında Schwarzwald bölgesinde geçirip dördüncü gün İsviçre üzerinden Alp dağlarını aşarak İtalya’ya indik. Beşinci gün İtalya’nın kuzeyini batıdan doğuya doğru geçerek altıncı gün tekrar kuzeye yöneldik ve yedinci gün Avusturya üzerinden Alpleri aşarak tekrar Almanya tarafına ulaşarak geziyi bitirdik.

  

  1. Gün: Stuttgart-Stuttgart:

 

Uçağımız sabah 10.00 da Stuttgart’ta oluyor, 1. gün Stuttgart havaalanından alıp 7. gün Münih havaalanında bırakmak şeklinde aracı Avis’den kiralamıştık. Opel Zafira 7 gün boyunca bizimle beraberdi. Şehiriçinde arabayla gezinerek aracımıza, şehre ve geziye adapte oluyoruz bir anda ve bir taraftan da öğleden sonra başka uçakla gelecek arkadaşlarımızı bekliyoruz:
 

 

Bugün önemli hedefimiz birlikte Stuttgart’taki Mercedes Müzesi’ne gitmek. Epeyi bir şehir turu yaptıktan sonra çok özlediğimiz Türkiye’den daha lezzetli daha doğal beslenmiş tavuk yeme isteğiyle GPS’den bir Wienerwald buluyoruz, gidiyoruz ve karınlarımızı doyurmuş olarak mutlu bir şekilde ayrılıyoruz. 

Arkadaşlarımız da Stuttgart’a ulaşmış, Mercedes Museum önünde buluşmak üzere sözleşiyoruz ve saat 16.15 gibi mekana geliyoruz. GPS yardımı ile adresleri bulmak çok kolay oluyor her zamanki gibi, bu teknoloji olmasa bu tür seyahatlerde daha fazla zorlanırdık. Aynı şekilde booking.com sayesinde güzel hotellerde uygun fiyatlarla kalabildik.

Dönelim Mercedes Müzesi’ne, giriş büyükler için 8 € küçükler için 5,5 €. Saat 16.30 da gelenlere yarı fiyatmış ve 18.00 de kapandığı için yeterli zaman var. Dalıyoruz hep beraber, gerçekten adına yaraşır bir müze, çok etkileyiciydi, çektiğim fotoğrafların hepsini koysam bu gezinin önüne geçeceği için 3-4 foto ile bu müze gezisini bir fragman statüsünde kesip müzeyi ayrı bir rapor olarak yazmayı düşündüm, böylece konu bütünlüğü de dağılmamış olur, 

İşte Mercedes Museum fragman: 




 





 Kapılar kapanana kadar içerde çok keyifli zaman geçirdik. Giriş ücretine dahil olarak verilen kulaklıklı cihazdan - Almanca veya İngilizce olarak - gezdiğiniz bölümle ilgili bilgileri veya isterseniz önünde durduğunuz araçla ilgili bilgileri detayları ile dinleyebiliyorsunuz.
 Aynı zamanda Mercedes satış bölümü var yan tarafta, Alp’le araçları inceledik. Almanya’nın genelindeki durum burada da açıkça gözüküyor, SW araba çok seviliyor ve kullanılıyor.

 Müzeden çıkıyoruz, hava kararmış ama ısı gayet iyi, şansımıza bu birkaç gün yağışsız ve gündüz 10-16 arası ısı değerleri var, normal değerlerin üzerinde. Şehir merkezine doğru ilerliyoruz, arabaları parkedip yürüyoruz. Panayır gibi bir oluşum var, dolanıyoruz Bavyera kentinde ve oradaki geleneksel yiyeceklerden atıştırıyoruz.

 Akşam geç saatte otelimize geçiyoruz. Sabah erken kalkmanın ve günün hareketinin verdiği keyifli bir yorgunlukla odalara çekiliyoruz. Yarın göreceğimiz çok yer var…

  

  1. Gün: Stuttgart-Baden Baden-Sasbachwalden-Strasbourg-Freiburg-St. Peter: 300 km

  


 Sabah 08.30 hotelden hareket ediyoruz ve 110 km uzaktaki Baden Baden’a doğru otobana çıkıyoruz, solumuzda Schwarzwald’ın (Kara Orman) son bölümleri ara ara görünüyor. Yol üzerinde bir dinlenme tesisinde keyifli bir kahvaltı yapıyoruz ve tekrar yola çıkıyoruz. Rahat bir şekilde Baden Baden’a ulaşıyoruz, arabamızı merkeze parkedip şehri incelemek için yürümeye başlıyoruz.

 Baden Baden Almanların kaplıca kenti ve bazı kaynaklardan okuduğumuz kadarıyla Almanya’nın en zenginlerinin de evlerinin bulunduğu yerleşim. Ayrıca Dostoyevski (1821-1881) belli bir süre burada yaşamış ve ünlü kumarbaz romanına burada bulunan kumarhane ilham vermiş. Bu romana da konu olan bu meşhur kumarhane 300 yıllık:



 Kentin tam ortasından bir nehir geçiyor:


 Güzel bir yer ama ben nedense Çek Cumhuriyeti’ndeki Karlovy Vary benzeri bir yer bekliyordum, ordaki yapılar ve ihtişama bakınca Baden Baden çok daha mütevazi bir yerleşim. Almanların gösterişten uzak sade yaşamını görmek için güzel bir örnek:



 

Baden Baden’dan ayrılıyoruz, şimdi hedefimiz Schwarwald içinde bulunan ve yaklaşık 25 km uzaktaki Sasbachwalden köyü, GPS’lere otobana girmeden gitmek istediğimizi belirtiyoruz, hava güzel, ara köy yolları güzel, daha ne olsun:
 


 

 Sasbachwalden çok güzel bir köy, iki sene Almanya’nın en güzel köyü seçilmiş. Schwarzwald derinliklerine doğu yükselen harika bir yolun tepelerinde kurulmuş:
 


 

 Öğlen yemeğimizi burada bir restaurantta yiyoruz. Çocuklar geyikler ve ceylanlarla kaynaşıyor:
 

 Çok oyalandık, yola koyuluyoruz. Yolumuz üzerinde 45 km mesafedeki Strasbourg’a geçeceğiz, kısa bir süre Fransa sınırlarındayız. Merkezde bir yere araçları park edip dolaşmaya başlıyoruz.
 


 Meydanda büyük bir kilise var alışıldık şekilde:
 

 


 

 Yürüyüşe devam ediyoruz, 

 

Fransa sınırlarında olmamız sebebiyle güzel bir tatlı ile kahve içmek niyetindeyiz, beklediğimiz gibi bir yer bulamıyoruz bir türlü ama yine de bir yere girip nefsimizi köreltiyoruz:

 

 Hava karardı, Freiburg 85 km uzağımızda, sonrasında da bir 20 km var otelimize. Akşam yemeğini Freiburg’da yemek hedefiyle tekrar yoldayız, otobandan Freiburg’a ulaşıyoruz. Küçük ve sevimli bir şehir, hoşumuza gidiyor, yağmur da hafiften başladı ilk kez. Bir İtalyan restorantında Pizza - Makarna eşliğinde karnımızı doyurup biraz daha yürüdükten sonra tekrar yola çıkıyoruz. St. Peter Freiburg’un batısında Schwarzwald’in ortalarına doğru biraz yüksekte çok ufak bir yerleşim. Keyifli, yoğun ve yorucu bir günün ardından otele ulaştığımızda saat 21.30 olmuştu bile.

 
 

  1. Gün: St. Peter-Titisee-Constance-Freiburg-St. Peter: 250 km

 

 Otelimiz enteresan bir yerde, yöresel Bavyera kıyafetleriyle çalışan bayanlar (kadınlar demeye alışamadım) var, değişik bir hotel. Planımız bu günü Schwarzwald bölgesine ayırıp tekrar bu hotele dönmek ve burada kalmak. Otel odasından görüntü:
 

 Sabah kahvaltısında ekip: 

 Güzel bir kahvaltı sonrası çıkıyoruz yola. Almanya’da olduğumuzu anladığımız bir hava var dışarıda, hafif yağmur ve kapalı bir hava. Yeşil doğa ve güzel yolla o kadar bütünleşiyor ki memnun oluyoruz, hiç şikayetimiz yok.
 

 İlk hedef Titisee. Titisee Karaorman içindeki birçok gölden birisi:
 

 

Doğal, etrafı temiz, suyu da temiz şirin bir göl.

 

 Biraz yürüyüşten sonra araçlara biniyoruz ve Bodensee’nin İsviçre tarafındaki Constanz şehrine doğru doğuya yola çıkıyoruz. Freiburg-Constanz arası yol Almanya ve İsviçre’de gördüğümüz en kötü yol, yolun büyük bölümü otoban değil, hem yoğun hem yavaş gidiliyor. Constanz’a varmaya doğru bir “Naturwildpark” ya da buna benzer bir tabela görüyoruz. Schwarzwald konsepti dahilinde spontane olarak bir görelim bakalım diyoruz. Şu yoldan ilerleyip buluyoruz mekanı. 

 İçerde girişte kimseler yok, park sakinleri şu şekilde:
 

 


 Daha ilerlediğimizde çocuklara eğlence artıyor:

 

 

Hem çocuklara hem büyüklere göre eğlenceler de var:

 

 

Çocuklar çok eğleniyor, Alp tembih etmişti o kadar fazla eğlenmeyin diye ama dinlemediler onu…
Çok zaman geçirdik burda, çocukları zor koparıyoruz ortamdan ve Constanz şehir içine giriyoruz, şirin bir yer ama saat ilerliyor:
 

 Merkezde  Döner + Nordsee şeklinde hızlı bir şeyler yiyoruz ve dönüşe geçmeye hazırlanıyoruz. Dönüşte hava da kararıyor, yağmur ve kötü yolla beraber zor bir yolculuk oluyor, Freiburg merkezde yemek yiyoruz ve otele dönüyoruz. Epeyi yorgunuz. Ertesi gün güneye doğru İsviçre tarafına geçmeyi ve bir Alp geçişi ile İtalya’nın kuzeyine inmeyi planlayarak günü bitiriyoruz.

 

 

 

Taner Üstün – Alpler Kasım 2010 – 1. Bölüm