Bir kongre vesilesiyle 4 günlüğüne Zürih'e gittik eşimle, doğrusu kongre bahaneydi, amacımız İsviçre'yi gezmekti. Her ne kadar yanımıza motosiklet montlarımızı ve eldivenlerimizi almış olsak, ben burada 3-4 Alp geçişi rotası planlamış ve motor kiralama şirketlerini de adres adres almış olsam da gerek havaların zaman zaman yağışlı olmasından gerekse de yükseklerde sorun yaşayabileceğimizden motordan vazgeçtik.  Otele yerleştikten sonra ilk işimiz SwissPass denen 1,4,7 günlük satılan serbest geçiş kartlarından almak oldu. Bize tam uyduğu için 4 günlüğünü aldık ve 137 euro ödedik her birimiz için. Bu kartlarla tüm İsviçre'deki trenlerden, göllerde kullanılan teknelerden, otobüslerden, şehirlerdeki metro ve otobüslerden ücretsiz yararlanıyorsunuz. İsviçre'nin tren ağının ne kadar yaygın ve ne kadar dakik olduğunu internetten öğrenmiştim zaten ancak bu kadarını beklemiyordum.
Zürih fazla özelliği olmayan bir şehir. Ama yine de lüks göze çarpıyor. Birkaç resim;



Luzern'e gitmeye karar veriyoruz. trenden çektiğim görüntüler bunlar;




Yaklaşık 1 saat sonra masal gibi bir şehire geliyoruz.






aston martin  Gülümse


Göl turu yapamadık ama hemen gölün kıyısında kurulmuş olan dönme dolaba binip şehri ve onu kuşatan tepeleri görüntüleme imkanı bulduk.


Birinci gün trenlerin hassasiyetini gördükten sonra, ikinci gün hedeflerimizi büyüttük; öncelikle kuzeye Konstanz gölüne gitmeye karar verdik. Romanshorn isimli kasabaya gittik ancak çok donuk geldi. Fazla oyalanmadan Zürih'e dönüp Bern trenine bindik. Bern eski bir şehir.



Bern katedralinin tepesinden şöyle görünüyor. Bu arada bu resmi çekmek için çıktığım balkondan az daha inemiyordum, bu yükseklik korkusu beni öldürecek bir gün.  Üzgün




Bern'den 20 dakikalık bir yolculukla Thun'a ulaştık. Harika bir şehir, inanmazsanız buyrun bakın  Gülümse





Üçüncü gün golden pass isimli panoramik bir trene binmeye karar verdik. Tren luzern'den kalkıyordu ve biz 1 saat önce Zürih'ten çıktık. Tam saatinde kalkan tren ile Alp'lerden geçip öncelikle İnterlaken'e, sonra Zweisimmen'e ve oradan da Montrö'ye geçtik. Manzaraları anlatmaya imkan yok ancak şu kadarını söyleyeyim; her an Heidi ve Peter'e rastlıycakmışım gibi hissettim. İsviçre demiryollarının manzara trenleriyle ilgili linki şu; http://www.swisstravelsystem.ch/fileadmin/pdf/panoramakarte-v1-06-e.pdf ... bizim bindiğimiz sarı işretli olan 3 numaralı trendi.










Montrö ve Lozan'ı geçip Cenevre'ye ulaştık... Montrö


trenimiz


Cenevre'de bizim Afrikalı biraderler için çektiğim resim Büyük gülümse


Akşam saat 20:04 treniyle Zürih'e yola koyulduk. Tarifede 22:56'da Zürih'te olacağı yazılı; ve saat 22:56 da Zürih'teydik. Ne eksik ne fazla.... 3 saatlik yolculuk sonrasında tren 1 dakika bile şaşmadan hedefe varıyor. Ülkem aklıma geliyor, moralim bozuluyor.  Üzgün
son gün uçağımız saat 17:25 de... bir tren turu daha yapacak vaktimiz var. Trenler böyle sık ve dakik olunca gecikmeyi problem etmiyor insan. Doğudaki Chur'a gitmeye karar veriyoruz. Yanımızda seyreden bir dostu görüntülemek olmaz  Göz kırpıyorum


Dağların arasında çok sevimli bir kasaba çıkıyor karşımıza




İsviçre'yi motorsuz olarak gezeceklere kesinlikle trenle seyahat etmelerini ve 3-4 gün kalacaklarsa swisspass kartını almalarını  tavsiye ederim.  Gülümse... bizim ülkemizde de böyle demiryollarını en kısa zamanda görmeyi (2078 veya 2079 yılında) umuyorum  Üzgün