Gaziantep gezisi

 

Üç ay kadar önce Gaziantep-Antakya turu yapar mıyız diye konuşurken, 3 aile Gaziantep gidiş, Antakya’dan dönüş olmak üzere biletlerini almıştı bile. Biz ise Unutmazlar ailesi ile birlikte sadece Gaziantep’i içeren bir günlük bir bilet bulur muyuz araştırmasına girdik ve 11 Mart Cuma gidiş, 12 mart cumartesi akşamı dönüş olmak üzere kişi başı 100TL’lik biletlerimizi aldık. Uçağımız Sabiha Gökçen’den akşam 19 da kalkacaktı. Ancak 1 ay kala bir mesajla uçağın saatinin 15:20 ye alındığını öğrendik. Bulunmaz bir fırsat oldu bizim için.

 Pelin ve Berkin uçakta
 

Gaziantep’e iner inmez bizi karşılayan transfer şirketi şoförüne doğruca İmam Çağdaş baklavacısına gitmesini söylüyoruz. 
İmam Çağdaş

Büyük bir mekan, garsona neyi tavsiye ettiğini soruyoruz, bize her şeyi denememiz gerektiğini söylüyor. Pek istemememe rağmen önce fındık lahmacun geliyor. Ardından ali nazik, acılı sebzeli kebap, acısız sebzeli kebap, kuzu şiş, simit kebabı, soğan kebabı ve yalvarmalarımız sonucu küşleme. Lezzeti tarif etmek imkansız. Yemek faslı bittikten sonra sıra tatlıya geliyor. Havuç dilimi, baklava, kare baklavadan oluşan tabağı bir çırpıda bitiriyoruz. İnanılmaz bir lezzet, ortak kanı, şimdiye kadar böyle bir şey yemediğimizdi.

 Ali  nazik

soğan kebabı

patlıcanlı, acılı sebzeli, simit kebapları

acılı ezme

yemekten mutlu olan bizler

 

Çıkıp otele gidiyoruz, odalarımıza yerleşiyor ve bizden iki saat sonra yola çıkmış arkadaşlarla buluşmak üzere Cem ve ben tekrar İmam Çağdaş’a gidiyoruz. Cem fındık lahmacun ve bir kebap tabağını yeniden götürüyor. Üstüne bir de baklava yiyor. Otele dönüyoruz ve yatmadan önce bir sonraki günün planını yapıyoruz. Sabah 5:30 da kalkıp cartlak kebabı ve akabinde katmer yiyeceğiz. Niye 5 te? E çünkü saat 7:30 da bitiyormuş.

 

2.gün

Saat 5:30 da grubun tüm erkekleri lobide buluşuyoruz. Bir saniye geçiren bile yok, doğru Ali Haydar ustaya, ancak ne yazık ki ameliyat olduğu için dükkanı kapalı. Ne yapalım diye düşünürken, Metanet lokantasına gidip beyran içmeye karar veriyoruz. Pirinç, iç yağı, koyun eti, sarımsaklı ve bol  acılı et suyu ile hazırlanan bir nevi çorba. Çok lezzetli.

ekip

Metanet’ten sonra hedefimiz Katmerci Zekeriya usta. seksen yaşındaki usta hala işinin başında, fırının önünde. 

Katmer ve çaydan oluşan ikinci kahvaltı sonrası otele dönüyoruz, saat henüz 8:00. Hanımlar çocuklara kahvaltı yediriyorlar. Bitince transfer aracımıza atlayıp Orkide pastanesine yollanıyoruz. Buranın katmeri de çok meşhur. Bir de orada tadacağız. İçeri girdiğimizde hanımlar biraz dudak büküyorlar, çarşıda sıradan lokantalarda yemek varken bizi niye böyle İstanbul pastaneleri gibi şık bir yere getirdiniz diye… ancak birazdan katmer geldiğinde fikirleri değişiyor. Zekeriya ustanınkinden farklı, bu da çok lezzetli, biraz daha kalınca, daha bol fıstıklı. Bir de yanında  semsek geliyor, içi peynirli bir tür pide. Çok lezzetli.

semsek

 

Orkide pastanesinin kahvaltı tabağı da hayli güzel

Kahvaltı faslı 3 durakta bittikten sonra, Gaziantep müzesini ziyaret edelim diyoruz ancak ne yazık ki daha büyük bir mekana taşındıkları için kapalıymış. Olsun, kapısında fotograf çekmeye engel değil, hemen hemen tüm ekip;

Kale’ye çıkıp Panoramik müzeyi gezmeye karar veriyoruz. Yolumuzun üstünde cam müzesi

müzede aile fotografı

Kaledeki panoramik müze ile iligili hepimizin ortak düşüncesi, müzenin tam bir özensizlik örneği olduğu. Kahramanlık destanı bile böyle bir müzede sıradanlaştırılmış. Kaleye yürüyen ekip

Bakırcılar çarşısını geziyoruz, 

Hanımlar alışveriş yapıyorlar, alınmayacak gibi değil.

nihayet Tütün han’da kahve içiyoruz.

Tütünhanı'nın içindeki mağara kafe

Devamında minibüse biniyor ve bu kez Kebapçı Halil ustaya doğru yola çıkıyoruz. Minibüs tam şenlik

Karşıyaka semtindeki Halil ustanın yerine geldiğimizde biraz beklemek zorunda kalıyoruz, yer yok. Kısa bir bekleyişten sonra oturuyoruz, kebaplarımız geliyor, çok lezzetliler. Salatası da bir harika.

sabırsızlıkla sıranın kendisine gelmesini bekleyen Ajda

Halil ustayla bir hatıra fotografı çektirmemek olmaz

Bu da dükkanın önünde yemek sonrası rehaveti

Yemek faslı bitince çocuklar hayvanat bahçesine gidelim diye tutturuyorlar. Gaziantep hayvanat bahçesi Türkiye’nin en büyüğüymüş. Gerçekten çok büyük, bakımlı ve güzel bir hayvanat bahçesi. Çocuklar eğleniyorlar. 

filden hiç korkmayan Nil

akvaryumu da çok güzel

kanguru ve yavrusu

işte bunlar da bizimkiler

İki saatlik gezinti sonrası minibüsümüze binip merkeze doğru yola çıkıyoruz. İmam Çağdaş’tan hediyelik tatlı alacağız, gitmişken belki bişeyler de yeriz. Nitekim öyle yapıyoruz, baklavalarımızı paketletip birer lahmacun yiyip havaalanının yolunu tutuyoruz. Bir günlük sıkıştırılmış Gaziantep gezisi bir hayli hızlı ve yorucu geçti, uçağımız tam zamanında kalkıyor ve sorunsuz bir yolculuk sonrası İstanbul’a ulaşıyoruz. 

Erkan Ağırbaş

11-12 Mart 2011