Son aylarda çeşitli sıkıntılardan iyice bunaldığımızdan ve iş yoğunluğundan 1 haftalık bir tatili eylüle kadar yapamayacağımızdan motorize güzel yollardan Assos'a gidip 2 gece kalıp dönme isteğimi eşim Gülçin de onaylayınca kızımızı kayın kısmından anne-babaya bırakıp yola çıkmak niyetli bir plan aktif hale geçmeye hazırdı artık...

Cumartesi gününü kızımızla geçirip Pazar sabah 08.30 feribotuyla önce Bandırma yapmak planımız, biletlerimiz hazır. Cumartesi akşamüstü başlayan yağmur, Bulgaristan'daki sel felaketi ve acaba buraya da çok mu yağacak endişesi, Meriç'in taşması gibi düşüncelere dalmamız ve bu düşüncelerin karşılıklı kelimelere dökülmesiyle oluşan konuşma trafiği derken, sabah ola hayrola şeklindeki veciz söze kulak verelim dedik ve sabah kalktığımızda çok bulutlu bir hava gördük. Yerler nemli. Başladık hızla hazırlanmaya, yağmur yağmadan feribota atarsak kapağı güzergahta fazla bir terslik gözükmüyordu hava raporuna göre. Aşağıya indik ve çantaları yerleştirdik:



Eşim Gülçin'in ilk motorize şehirlerarası yolculuğu (benim de artçılı (yolculu, pilyonlu vb) ilk şehirlerarası yolculuğum) olmasından hem heyecanlı hem keyifliyiz

Erken çıktığımızdan ve trafiğin sakinliğinden feribottan daha keyifli bir kahvaltı ortamına atıyoruz kapağı, yağmur da yok henüz nasılsa:



Feribota biniyoruz, 4-5 motor daha var. Rotamız şu şekilde:



Biga'ya kadar yol düz, birara yağmur başlıyor, biraz hızlanınca duruyoruz bir benzincide, azalınca tekrar çıkıyoruz, önümüzde hava daha açık, Biga Çan arası yol da gayet keyifli, ormanların içinden geçen yoldan ilerliyoruz. Çan'a geldiğimizde iki yol alternatifimiz var, ya Yenice-Edremit üzerinden veya daha kısa olan Bayramiç üzerinden gideceğiz. Bulutlar Bayramiç rotasında daha yoğun gözüküyor, üstelik Yenice yolu dağlı ormanlı bir yolmuş, tercihimizi Yenice yönünde kullanıyoruz. Yenice'ye gelmeden önce bir foto molası, ters yönlerden konumumuz ve bulutların konumu





Yenice'ye geldiğimizde bulutlar her tarafı sarıyor ve bir mola verip hafif bir şeyler atıştırıyoruz harika ayran eşliğinde. Motorumuza ve bize ilgi çok, etraf motor kaynıyor, insanlar sıcak ve yardımsever. Çin yapımı motorlar belli ki Anadolu'yu da istila etmiş durumda...

Yenice'de mola verdiğimiz çay bahçesi (çok temiz ve düzgün bir yer, girince solda



Konuştuğumuz kişiler çok güzel ve uzun bir orman yolundan geçeceğimizi söylüyorlar. Çıkıyoruz yola. Yükselmeye başlıyoruz, harika orman yollarından geçiyoruz, sonrasında yağmur başlıyor, bir de mıcırı yeni dökülmüş yol başlayınca iyice yavaşlıyoruz. Sonra bu inen çıkan yol düz hale geldiğinde birden mutasyona uğruyor ve yolun bir şeridine mıcır yığılmış gidecek tek şerit kalmış bir yol haline dönüşüyor endişeli bakışlarımıza rağmen. La havle ile başlayan ama devamını hatırlamadığım veciz sözler ve türevleriyle mırıldanarak nerden bu yola girdiğimizi düşünüyorum, bitmek de bilmiyor mübarek, tek kişi olsam daha bile keyifli olacak ama 2 kişi olunca iş değişiyor tabii, neyse bu köy yollarından sonra sağa doğru bir Edremit tabelası görüyoruz, ondan sonra yol da rahatlıyor biz de, virajlı keyifli bir yol bizi alıyor götürüyor Kaz dağlarının uzantisindan, çıkıyoruz tekrar, hava iyice açıldı, hatta güneş bile çıktı, demek ki egeye geldik, biraz da geciktiğimizden durup da resim çekmedik ama bolca bulunan dağ suyu çeşmelerinden birinde inmeye başladığımızda duruyoruz:



Edremit'e kadar olan bu son 20-25 kmlik yol çok keyifli, Edremit'den sonrası sahil yolu, kalabalık, bir de sıcak tabii, güzelim dağ yollarını düşününce zevksiz, bir an önce kendimizi atalım istiyoruz Assos'a. Bandırma'dan 260 km sonra Assos'a geliyoruz, saat 16 civarı...

Tepeden o meşhur taşlı yoldan aşağıya iniş biraz adrenalinimizi arttırıyor ve aklıma bundan 7-8 sene önce aynı yoldan motokaravanla inip o daracık sokaklardan geçip kampa karavanla girişimiz geliyor (oraya giren ilk karavan olduğumuzu söylemişlerdi), ne cesaretmiş diye düşünüyorum bir yandan. Aşağıya bir yere motoru koyup Ahmet Abi'nin (VAP) önerdiği Kervansaraya bakıyoruz, yer kalmamış, herkes Ahmet Abi'yi tanıyor, sağolsunlar yardımcı oluyorlar ordan ve güzel bir otele kapağı atıyoruz, motoru da yandaki kafenin içine alıyoruz



Serinleme amaçlı bir deniz aktivitesi bizi iyice canlandırıyor, yemek öncesi güneş aşağılara inerken fotoğraf çekmek üzere iskeleye doğru yürüyoruz, buyrun:







Ertesi günkü ilk resim uğrak yerimiz açıkhava kahvesinden:



Programımız öğlene doğru Behramkale'ye çıkıp kenti gezmek ve orda bir şeyler yemek, sonra Kadırga Koyu'nda denize girebiliriz, o sıcakta tam korumalıyız, taş yollara karşı ne olu ne olmaz

Çok sıcak,yokuş çıktıktan sonra daha da sıcak basıyor tabii, kentin tarihi ile ilgili kısa bir bilgi:



Yemek için şirin bir yer buluyoruz Behramkale'de, soframız kuruluyor:



Ege mezelerine bayılırız ikimiz de, deniz börülcesi ve kabak çiçeği dolması ve avcı böreği öncelikli yediklerimiz, ayran da harika tabii (bakınca acıktım yine yav)

Yemek yediğimiz yerden görüntü:



Karnımızı doyurduktan sonra Kadırga Koyu'na geliyoruz, deniz dalgalardan biraz kirlenmiş ve çok hoşumuza gitmiyor, tekrar Assos merkeze dönüyoruz ve doğru denize:



Ege'de gözlüksüz denize girmek keyif vermiyor, bazı arkadaşlarımız gibi dalış tecrübemiz olmasa da şnorkel-gözlük yetiyor şimdilik, balıkları seyrederek serinlemek harika

Akşamüstü yine fotoğraf zamanı, motorumuz da dinlenmede (solda):





Otelimizde akşam yemeği:



Ertesi gün öğlen civarı hareket zamanı, yerleştiriyoruz motora çantaları:



Behramkale'de öğlen yemeğimizi aynı yerde yiyip yola çıkıyoruz 13 sularında, dönüş tabii farklı güzergahtan



400 kmlik yola çıkıyoruz, Çanakkale'de VAP Ahmet Abi'ye uğrayıp kahve içmeyi düşünüyoruz ama haber de vermiyoruz sürpriz olsun

Bergama'da kısa bir tanışmamız olmuştu, sağolsun bizi çok güzel misafir ediyor, kahveler de harika, Ahmet Abi'nin hoşsohbetliği, keyifli konuşmalar, resimler, geziler derken saat bir hayli ilerlemiş, yolumuz uzun, rüzgar çok, yola çıkmadan bir resim, biraz karanlık çıkmış ama olsun:



Ahmet Abi tekrar teşekkürler

Feribota sıra beklemeden biniyoruz, çok rüzgar var, indikten sonra Koru Dağı'na kadar aşırı rüzgardan pek hızlı gidemiyoruz. Sonra Koru Dağı, Keşan, Malkara ve evimize doğru geliyoruz tatlı bir yorgunlukla

Bir sonraki gezide görüşmek üzere



Not: Africa'm alışık değil tabii toprak-dere azmadan yapılan gezilere, sıkıldı biraz ama ne yapalım, bazen de böyle geziler olmalı değil mi